Booking.com Meselesi Üzerine

2 yıl önce, ücretli çalışma hayatından ve istanbul’dan kaçış arayışlarının doruklarındayken, önce Ayvalık’da sonra da Dalyan’da otel devralmaya niyetlenmiştim. Ufak tefek pürüzler ve daha da minnak işkiller nedeniyle her iki girişimden de son anda vazgeçmiştik.

Şimdi düşününce, bu yatırımlardan vaz geçmek yaptığımız en iyi yatırım olmuş. Son 2 yılda çöken turizm süründürür, kapatılan booking.com da öldürürdü. Ortalama küçük bir otelin rezervasyonlarının %80-%90’ı booking.com üzerinden gelir.

ABD’de seyahat acentelerinin sayısı, Internet’in gelişimi ile birlikte son 16 yılda yaklaşık yarı yarıya azaldı. Booking.com’un kapatılmasını talep eden ve bunu başaran Türkiye seyahat acenteleri, vadesi hızla dolmakta olan, gerçekçiliğini kaybetmiş bir iş modelinin son ekmek kırıntılarının peşindeler. Hukuk sisteminin de artık vadesi dolmuş olacak ki o da…

Booking.com’un Türkiye’deki faaliyetlerini durdurmayı başaran Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nin (TÜRSAB) web sitesine girip konuyla ilgili resmi açıklamalarını buldum. Şöyle:

TURSAB BOOKING ACIKLAMASI

Hukuk sisteminden söz açılmışken, altını çizdiğim bölümde örneğin, Türkiye Rekabet Kurumunun da booking.com’a ceza yazdığı ifade ediliyor. Şunu düşünmeye ve anlamaya çalışıyorum: Rekabet Kurumu’nun ekonomik faaliyetlerdeki rekabeti sağlamak ve korumaktaki nihai amacı toplumun dolaylı ve doğrudan faydası değil mi? Küçük otel sahiplerinin oda satmakta zorlanacakları ve pazar payının TÜRSAB üyesi büyük tur şirketlerine kayacağı model mi rekabeti koruyacak? Veya müşteriler açısından bakarsak, booking.com üzerinden rahatça cebine ve zevkine göre konaklama imkanı bulabilen tüketici, tur şirketlerinin pahalı önerilerine kaymak zorunda kalınca mı rekabetin faydasını görecek?

TURSAB'ın Booking.com'un Kapatılmasından Epey Mutlu Olduğu Anlaşılıyor

Olayın Türk Turizm endüstrisini uluslararası rekabet karşısında nasıl etkileyeceği ise… O apayrı bir şenlik. “Turizm zaten kan ağlıyordu, tabuta çivi çaktılar” minvalinde pek çok yorum var zaten. Ama bence en güzel yorumu dün TÜRSAB başkanı bizzat kendisi yapmış. TÜRSAB başkanı, geçen hafta Antalya valiliğinin açık alanlarda içki içilmesini yasakladığı kararı eleştirmiş, bana de ötesinde fazla bir yorum payı bırakmamış:

TURSAB ALKOL YASAGI

Sadece Antalya değil, Türkiye ve hatta sizin kurumunuz sayın başkan, hali hazırda KASABA ZİHNİYETİ diye adlandırdığınız, olabilecek en vizyonsuz biçimde yönetiliyor zaten. O kadar vizyon yoksunusunuz ki, kendi vizyonsuzluğunuzu bile göremiyorsunuz…

Not: Birkaç sene önce, Türkiye’nin en ünlü seyahat yazarlarından biri ile tanışmıştım. Kısa görüşmemizde, bana nasıl başarılı bir seyahat yazarı olunabileceği ile ilgili nacizane bir takım öneriler sunmayı kendine görev edinmiş gibiydi. En önemli tavsiyesi de şuydu: “Hiçbir yer veya kurum hakkında kötü yazma”

Bu bloga epeydir yeni yazı yazmamıştım, yakında yeniden yazmayı planlıyorum, gerçi sonraki yazılarımı Türkçe yazmayı düşünmüyorum. Yine de bir kurum hakkında kötü yazmak üzere bugün bu bloga bu girişi Türkçe dilinde yapıyorum. Kendisine seyahat yazarı deyip, kanaat önderi gibi hareket edip, booking.com durdurulduğunda ses etmeyen biri bence seyahat yazarı değildir. En fazla TÜRSAB üyelerinden gelecek sponsorluklar ve anlaşmalar elden kaçmasın diye bir köşeye sinip olayların geçmesini bekleyen, küçük çaplı bir iş adamıdır.

Kimseye eyvallahım yok, sponsora ihtiyacım yok, paramı kendim kazanır, sonra da bütçeme göre gezilerimi kendim planlar ve gezerim. Sonra da canımın istediğini, keyfime göre yazarım ben kardeşim, sen İŞİNE GÜCÜNE bak.

Gokhan Toka
Traveler, snowboarder, horror movies geek, photographer, digital marketing freelancer... father for DD.
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube