Balkanlar’da Kayak – Saraybosna Jahorina Kayak Merkezi 2

Bu bölümde Jahorina’da kaldığım küçük ve sevimli Atomic Pansiyon’dan da biraz bahsetmek isterim. Türkiye’deki kayak merkezlerinde yalnızca büyük otellerde konaklama imkanı olduğundan, özünde bir sırtçantalı olan benim de zorunda kalmadıkça büyük otel konaklaması geleneğim olmadığından, hazır yakalamışken bu fırsatı değerlendirdim.

Atomik gerçekten de tatlı ve sevimli bir pansiyondu. Sahibi Brane, çok iyi İngilizcesi olmasa da hoşsohbetti ve Jahorina’ya bu ilk gezimde bana çok yardımcı oldu. Brane yılın her mevsimi, aynı zamanda evi olan pansiyonda yalnız yaşıyor, pansiyonun yemek ve temizlik gibi işlerini de Saraybosna’dan günübirlik gelip giden birkaç elemanı hallediyor. Brane’nin oğlu Kızılyıldız’ın Kızılyıldız olduğu zamanlarda genç takımın umut veren basketbolcularından biriymiş. Bosna savaşı ile birlikte Almanya’da alt liglerde bir takıma transfer olmuş ve sonra da orada kalmış. Brane de ara sıra ziyaretine gidiyormuş.

Bosna Yemekleri
Türkçe bilmek Bosna'da yemek siparişi verebilmek için yeterli. Tek fark Balkanlar'da köfteye kebap deniyor olması. Cevapi veya cevabi Bosna'daki karşılığı.

Jahorina’ya Cuma gecesi biraz geç bir saatte vardığım için pansiyonun mutfağı kapanmıştı. Ödediğim fiyata akşam yemeğinin de dahil olduğunu söyleyen Brane, aç olmadığımı söylememe rağmen pansiyonun yanındaki küçük bir restoranda bana yemek ısmarlamak için ısrar etti. Gulaşa benzeyen bir çorba (adı da sonradan öyle çıktı zaten), ardından da bosna köftesini (cevapi veya cevabi) hep onun ısrarı yüzünden yedim yani, yoksa yemeyecektim !

Bosnada Muhteşem Yüzyıl Keyfi

Akşam suitime çekildiğimde ilkin biraz Muhteşem Yüzyıl izledim. Hatta ilk defa Bosna’da izledim diyebilirim. “Yunanistan’dan Ukrayna’ya kadar, doğu avrupada gittiğim ne kadar ülke varsa hepsinde TVlerde Türk dizileri kardeşim nedir bu” biçimindeki tespitimi de yapayım. Ertesi sabah kahvaltıda baktım bizim Brane gazete okuyor, gazetede manşet, altında ismi lazım olmayan şahsın resmi. Gittim sordum, bu nedir, ne diyor bu haber? Meğer Türkiye’den Bosna’ya gönderilen yardım paraları üzerinden yolsuzluk yapılıyormuş. Haber, ismi lazım olmayan şahsın bu durumu bilip bilmediğini soruyor. Peh, soruya bak. Sonuç: Bosna Türkiye’den uzaklaşmak için yeterince uzak değil.

Bosnada Yolsuzluk
Kurtuluş yok!

Piste çıkmadan, Brane tarafından pistlerle ve Jahorina’ya ilgili bir brifing verildim. Pansiyondaki büyük pist haritası üzerinde, nereden nereye nasıl gidebileceğimi, akşam otele nasıl dönebileceğimi anlattı. Pansiyon, eğer kayakçı iseniz çok güzel yerde. Kayak merkezinin ana girişinin bir kilometre kadar yukarısında, zirveden ana girişe inen 6 numaralı pistten sola ayrılan bir yoldan (kafenin arkasından ayrılan yol) girerseniz, pat pansiyonun önüne geliyorsunuz. Bu aslında bir araba yolu ve kayakçı değilseniz dar ve düz olan bu yolda, bir de üstelik arabaların yanından boardla kayabilmek zor. Yine de otele dönüşün oldukça pratik olduğunu söyleyebilirim.

Jahorina’da skipass de bir hayli ucuzdu. Türkiye’ye göre bir diğer avantaj da burada ortaya çıktı. Yarım günlük, bir günlük, 2 günlük, 3 günlük diye başlayıp, aylık ve sezonluğa kadar giden skipass seçenekleri mevcut. Süresi ne kadar uzarsa, fiyatı da o kadar avantajlı oluyor. Yine Brane sağolsun, tavsiyesiyle 2 günlük aldım. 2 günlük sınırsız skipass’e o günün kuruyla yaklaşık 75-80 TL gibi bir para ödedim.

Yalnız Jahorina’da malzeme kiralamak sıkıntılı. Dükkanlardaki malzemelerin hemen hepsi çok eski ve kalitesiz. Benim için Jahorina’daki en büyük ve hatta tek problem bu oldu. Sürekli kendiliğinden açılan bağlamalarla iki gün boyunca kaymak zorunda kaldım, zevkli veya güvenli değildi. Bir daha gittiğimde mutlaka kendi malzememi götüreceğim.

İlk gün hava oldukça kapalıydı. Merkezin girişinde ve alt irtifalarda görüş iyiydi ancak zirveye çıkınca 10 metre öteyi bile görmek mümkün olmadı. Nedense bilmediğim bir dağa ne zaman ilk defa gidiyor olsam, bu durum hep başıma geliyor: İlk gün hava kötü. Nokta. Bu durum işimi epey zorlaştırdı. Hava nedeniyle çok da kalabalık olmadığından, takip edebileceğim fazla kişi de yoktu. İlk gün sık sık kayboldum ve defalarca kendimi bolkarda kayarken buldum. Hatta bir keresinde bir uçurumun kenarına kadar geldim. Belki 10 dakikadır kaydığın satıh bu şekilde bitince ister istemez sinirleniyor insan, karar mekanizması zayıflıyor. 10 dakika kaydığın yokuşu bolkarda ve board elde geri tırmanmak diye bir işkence var çünkü. Baktım aşağıda minyatür vaziyette evler, oteller hatta bizim pansiyon seçiliyor, uçuruma bakıp, şurdan şöyle atlarım, ordan oraya zıplarım falan diye salak saçma düşünceler. Allahtan yapmamışım, yoksa belki bugün bu yazıyı yazıyor olmayacaktım. Kös kös yarım saat yukarı yürüdük.

Jahorina zirvesinde bir manzara
Zireveden bir manzara

Sise rağmen, bolkarın keyfi çok güzeldi ve pişman değilim. İlk gün ana hattaki pistlerden ve civarındaki off-piste’den ayrılmak mümkün olmadı, o siste fazla uzaklaşmaya cesaret edemedim açıkçası. O gün erken yorulunca Atomik Pansiyon ayrımındaki kafede, biralama ve yemek biçiminde bir çıkış yaptım. Kafedeki kalabalık çok eğlenceliydi, yerel rock şarkılarını ellerinde biralar, hep bir ağızdan hönküre hönküre söyleyen harika bir kalabalık. Kafeden sonra yürüyerek pansiyona geçip şöminenin önünde ayakları uzattım, Brane’yle havadan sudan, ne olacak bu Türkiye’nin ve Bosna’nın durumundan falan bahsettik.

Ertesi gün ise hava açık ve mükemmeldi. İlk gün görmeden, bilmeden içinden geçip gittiğim güzellikleri ancak ikinci gün görebildim. İkinci gün ana rotadan ayrılıp yan pistlere de geçebildim. Pazar günü pistler kalabalıktı da. Ama yine de liftlerde öyle Kartalkaya’daki gibi kabus bir sıra beklemek söz konusu değildi. Kitleye bakınca hem Saraybosna’dan ve Sırbistan’dan gelen yerel kayakçılar, hem de yabancılar gördüm. İngiliz bir boardcu grubu ile kısa bir sohbet ettim. Türkiye’den gelmiş bir boardcu takımı da vardı ama sohbetten çok keşif havamda olduğundan onlara pek bulaşmadım.

Ben Jahorina’yı doğası ve kar kalitesi olarak çok güzel buldum. Belki siz de hak verirsiniz. İkinci gün çektiğim resimlerden bazıları aşağıda:

Jahorina Zirve
Zirveden alabildiğine bir manzara
Jahorina zirve
Zirvede, ilerde solda, terk edilmiş yıkık bir otel inşaatı. Belki de yine Bosna savaşının bıraktığı bir iz

Jahorina slopes

jahorina summit


Daha Büyük Görüntüle

Gokhan Toka
Traveler, snowboarder, horror movies geek, photographer, digital marketing freelancer... father for DD.
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube